tüketmek, azaltmak (kaynak/ozon)
"Excessive fossil fuel combustion depletes finite natural energy reserves."
Fen metinlerini okumak için seçilmiş 18 sözcük, bağlama göre yakın ifadeler ve YDSPilot tarafından yazılmış örnekler. Bu liste resmî sınav sıklığı sıralaması değildir.
tüketmek, azaltmak (kaynak/ozon)
"Excessive fossil fuel combustion depletes finite natural energy reserves."
yaymak, salmak (gaz/ışık/ses)
"Industrial factories emit large volumes of sulfur dioxide into the atmosphere."
sentezlemek, bir araya getirmek
"Chemists managed to synthesize a durable polymer in the laboratory."
hızlandırmak, ivmelendirmek
"The fictional report states that adding a catalyst accelerated the reaction."
dönüştürmek, çevirmek (enerji/biçim)
"Photovoltaic cells convert incident sunlight into electrical current."
aşınmak, paslanmak, çürütmek
"Saline ocean water tends to corrode metal hulls rapidly."
yararlanmak, dizginleyip kullanmak (enerji)
"Wind turbines harness kinetic energy to power local electrical grids."
tehlikeli, zararlı (atık/madde)
"Proper containment protocols are required for hazardous nuclear waste."
bol, çok sayıda bulunan
"The text describes an abundant mineral found in the sampled rock."
uçucu (madde); değişken (durum)
"The article uses volatile for a liquid that evaporates readily."
uygulanabilir, yapılabilir (proje)
"Engineers concluded that deep-sea geothermal energy harvesting is technically feasible."
geçirimsiz, sızdırmaz
"The tested layer was described as impermeable to water under the stated conditions."
sınırlı, sonlu
"Planet Earth possesses a finite supply of rare earth mineral deposits."
kirlenme, bulaşma (su/toprak)
"Agricultural pesticides can cause severe contamination of freshwater aquifers."
yanma, tutuşma süreci
"Internal combustion engines generate carbon monoxide as a byproduct."
itme gücü, ileri sürme
"Ion propulsion engines offer extreme fuel efficiency for deep space probes."
denge hali (fiziksel/kimyasal)
"The reaction reached equilibrium under the stated conditions."
yağış (meteoroloji) / çökelme (kimya)
"The report compares precipitation levels across regions."
Özgün örnek 1: Annual precipitation declined in the region. Bölge ve yıllık ölçüm bağlamında precipitation yağıştır. Özgün örnek 2: The addition of the reagent caused precipitation in the solution. Çözelti ve reaktif bağlamında sözcük çökelmedir. “Yağış” karşılığını ikinci cümleye taşımak anlamı bozar.
Kelime kartına yalnız çeviriyi değil, anlamı seçtiren ipucunu da yaz: region/annual veya solution/reagent. Sonra örnekleri kapatıp iki farklı bağlam için kendi kısa cümleni kur.
Önce cevabını ve cümledeki kanıtını yaz, sonra açıklamayı aç. Bunlar YDSPilot’un özgün dil alıştırmalarıdır; resmi ÖSYM sorusu, sınav sıklığı listesi veya düzey testi değildir. Metinlerdeki araştırma ve olaylar kurmacadır.
The researchers compared annual precipitation in two valleys; they did not examine any chemical solutions. Bu cümlede precipitation için hangi ifade uygundur?
Cevap: D. Annual ve valleys meteoroloji bağlamını kuruyor; chemical solutions ise incelenmeyen alanı belirtiyor.
The report judged the proposed recycling process technically feasible, but its long-term cost had not yet been evaluated. Hangi yorum bu cümlenin anlamını korur?
Cevap: B. Teknik olarak yapılabilirlik değerlendirilmiş; uzun dönem maliyet değerlendirmesi henüz yok.
Hayır. Bu 18 sözcük, fen metinlerinde karşılaşılabilecek anlam ilişkilerini çalışmak için editoryal olarak seçildi. Resmî sınav sıklığı veya soru dağılımı olarak sunulmuyor.
Alan tercihini yalnız mesleğine göre yapma. Puanı kullanacağın kurumun kabul koşullarını kontrol et, ardından resmî Fen belgelerinden metinleri okuyup anlama düzeyini ölç.
Kökler anlamı tahmin etmeye yardım edebilir; son kararı cümledeki kullanım verir. Örneğin precipitation sözcüğünün meteoroloji ve kimyada farklı anlamlarını iki ayrı örnekle çalış.