YDSPilot YDS Rehberi

YDS Kelimeleri: 40 Seçilmiş Kelime ve Yapının Açıklamalı Kullanımı

YDS için 40 seçilmiş kelime ve yapı: anlam, özgün cümle ve kullanım notları. Üç çözümlü soruyla iddia, yetenek ve karşılaştırma farklarını öğren.

Yayınlanma: 05.06.2026

Son güncelleme:

Listeden ne öğrenebilirsin?

Bir sözcüğün birkaç Türkçe karşılığı, her cümlede hangisini kullanacağını söylemez. Maintain a system sürdürmeyi, maintain that ... bir görüşü savunmayı anlatabilir. Aşağıdaki liste sözcüğü cümleye taşıman için anlam, kullanım notu ve özgün örnek sunar. Ardından üç soruda bu ayrımları kontrol edeceksin.

Bu 40 öğe editoryal olarak seçilmiştir; resmi sınav korpusunda sayılmış bir “en çok çıkan” sıralaması değildir. Örnekler gerçek araştırma sonucu bildirmez ve resmi ÖSYM sorularından alınmamıştır. Listeyi tamamlamak belirli puanı veya dil seviyesini garanti etmez. Kendi denemende anlamı belirleyen kullanımları önceliklendirebilirsin.

YDS İçin 40 Seçilmiş Kelime ve Yapı

YDS hazırlığında kelime dağarcığınızı güçlendirmek için dil bilgisi türlerine göre gruplandırılmış öncelikli akademik kelimeleri aşağıda inceleyebilirsiniz:

Fiiller

emphasizevurgulamak

Kullanım Notu:Bir noktayı öne çıkarır; o noktanın doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Örnek Cümle:"The editor emphasized the need for clearer instructions."
indicategöstermek, işaret etmek

Kullanım Notu:Bir gösterge veya bulgunun işaret ettiği şeyi anlatır; kesinlik düzeyini tüm cümleden oku.

Örnek Cümle:"The empty shelves indicated that more copies were needed."
suggestönermek; işaret etmek

Kullanım Notu:Suggest a change öneri; suggest that ... ise bağlama göre bir yorum sunabilir.

Örnek Cümle:"The adviser suggested a shorter version of the report."
revealortaya çıkarmak

Kullanım Notu:Bilginin görünür hale gelmesini anlatır; bir nedenin kanıtlanmasıyla aynı değildir.

Örnek Cümle:"The inspection revealed a missing label on one box."
demonstrategöstermek, uygulamalı olarak anlatmak

Kullanım Notu:Bir yöntem gösterilebilir; sözcüğün her kullanımı bilimsel kanıtlama değildir.

Örnek Cümle:"The instructor demonstrated how to adjust the camera."
establishkurmak; saptamak

Kullanım Notu:Establish a service kurmak, establish a fact saptamak bağlamıdır.

Örnek Cümle:"The group established a small repair service."
maintainsürdürmek; savunmak/iddia etmek

Kullanım Notu:Maintain a system sürdürmek, maintain that ... bir görüşü savunmak olabilir.

Örnek Cümle:"The author maintains that the original policy should remain."
obtainelde etmek

Kullanım Notu:Belge veya bilgi gibi bir nesneyi elde etmeyi anlatabilir.

Örnek Cümle:"Visitors can obtain a map from the reception desk."
acquireedinmek

Kullanım Notu:Beceri, bilgi veya mülk edinme bağlamında görülebilir; obtain ile her kullanımda aynı değildir.

Örnek Cümle:"The apprentice acquired new skills during the placement."
requiregerektirmek

Kullanım Notu:Gerekli koşulu söyler; koşulun yerine getirildiğini söylemez.

Örnek Cümle:"Access to the archive requires written permission."

İsimler

evidencekanıt, bulgular

Kullanım Notu:Bir iddiayı destekleyen bilgi; evidence for ve evidence against yönü değiştirir.

Örnek Cümle:"The report presented evidence against the proposed explanation."
approachyaklaşım

Kullanım Notu:Burada isimdir; yaklaşmak anlamında fiil de olabilir.

Örnek Cümle:"The two teams used a different approach to the same task."
methodyöntem

Kullanım Notu:İşin nasıl yapıldığını belirtir; sonucunu değil.

Örnek Cümle:"The guide describes a method for sorting donated books."
processsüreç, işlem

Kullanım Notu:Burada isimdir; veriyi işlemek bağlamında fiil olabilir.

Örnek Cümle:"The review process includes two separate checks."
factoretken

Kullanım Notu:A factor bir etken; the only factor tek etken iddiasıdır.

Örnek Cümle:"Travel time was one factor in the decision."
consequencesonuç

Kullanım Notu:Bir olayın ardından gelen sonucu anlatır; her sonuç olumsuz olmak zorunda değildir.

Örnek Cümle:"One consequence of the change was a shorter waiting period."
outcomesonuç, netice

Kullanım Notu:Olumlu veya olumsuz olabilir; sıfat ve bağlamı kontrol et.

Örnek Cümle:"The final outcome of the discussion remained uncertain."
impactetki

Kullanım Notu:Impact on ile etkileneni bul; etki mutlaka yarar anlamına gelmez.

Örnek Cümle:"The report examined the impact of the closure on visitors."
benefityarar, avantaj

Kullanım Notu:Bir avantajı adlandırır; aynı uygulamada dezavantaj da bulunabilir.

Örnek Cümle:"A clear benefit of the new layout was easier access."
drawbackdezavantaj, sakınca

Kullanım Notu:Olumsuz yönü gösterir; uygulamanın tümüyle başarısız olduğunu söylemez.

Örnek Cümle:"The main drawback was the extra time needed for setup."

Sıfatlar

significantönemli, kayda değer; bağlama göre istatistiksel anlamlı

Kullanım Notu:Her kullanım istatistiksel test sonucu değildir; araştırma bağlamını ayrıca oku.

Örnek Cümle:"Moving the desk made a significant difference to the available space."
considerablekayda değer, oldukça büyük

Kullanım Notu:Miktar veya derece bildirir; sıfat olarak ismi niteler.

Örnek Cümle:"The repairs required a considerable amount of time."
substantialkayda değer, büyük miktarda

Kullanım Notu:Substantial funding miktarı; sufficient funding yeterliliği vurgular.

Örnek Cümle:"The project received substantial funding but still lacked staff."
likelymuhtemel, olası

Kullanım Notu:Olasılık bildirir; kesin olacak anlamına gelmez.

Örnek Cümle:"The meeting is likely to finish before noon."
unlikelypek olası olmayan

Kullanım Notu:Düşük olasılık ile imkânsızlığı ayır.

Örnek Cümle:"It is unlikely that every visitor will arrive at the same time."
relevantilgili, konuya uygun

Kullanım Notu:Relevant to hangi konuya ilişkin olduğunu gösterir.

Örnek Cümle:"Only information relevant to the application was requested."
availablemevcut, erişilebilir, kullanılabilir

Kullanım Notu:Available for use kullanıma açık olma; capable of ise yapabilme ayrımıdır.

Örnek Cümle:"The room is available for meetings on Friday."
awarefarkında

Kullanım Notu:Aware of veya aware that ... yapılarıyla neyin bilindiğini kontrol et.

Örnek Cümle:"The coordinator was aware of the missing documents."
capableyapabilecek durumda, yetenekli

Kullanım Notu:Capable of + isim/-ing; yetenek bilgisi gerçekleşme garantisi değildir.

Örnek Cümle:"The device is capable of operating without a network connection."
essentialzorunlu, vazgeçilmez

Kullanım Notu:Neyin hangi iş için gerekli olduğuna bak; sadece useful ile eşitleme.

Örnek Cümle:"A valid pass is essential for entry to the restricted room."

Zarflar ve bağlama yapıları

increasinglygiderek

Kullanım Notu:Zarf: zaman içinde artan bir dereceyi anlatır.

Örnek Cümle:"The boxes became increasingly difficult to move as they filled up."
relativelynispeten, karşılaştırıldığında

Kullanım Notu:Zarf: kıyas ölçütünü bul; mutlak kolaylık veya küçüklük iddia etmez.

Örnek Cümle:"The second room was relatively quiet compared with the first."
considerablyönemli ölçüde

Kullanım Notu:Zarf: değişimin derecesini anlatır; considerable sıfattır.

Örnek Cümle:"The revised route was considerably shorter than the original one."
previouslyönceden

Kullanım Notu:Zarf: önceki duruma referans verir; artık aynı durumun sürdüğünü garanti etmez.

Örnek Cümle:"The building had previously served as a warehouse."
consequentlysonuç olarak

Kullanım Notu:Bağlayıcı zarf: önceki bilgiyle sonuç ilişkisi kurar.

Örnek Cümle:"The entrance was closed; consequently, visitors used the side door."
thereforebu nedenle

Kullanım Notu:Bağlayıcı zarf: gerekçeden sonuca geçer; although gibi yan cümle bağlacı değildir.

Örnek Cümle:"The form was incomplete; therefore, the office requested more information."
howeverancak, yine de

Kullanım Notu:Burada bağlayıcı zarf: beklentiyi sınırlar veya karşıtlık ekler.

Örnek Cümle:"The map was detailed; however, it did not show the temporary closure."
although-mesine rağmen

Kullanım Notu:Bağlaç: burada özne ve yüklem içeren yan cümle kurar.

Örnek Cümle:"Although the route was longer, the driver preferred it."
whereasoysa, buna karşılık

Kullanım Notu:Bağlaç: iki durumu karşılaştırarak farkını gösterir.

Örnek Cümle:"The first room faced the street, whereas the second faced the garden."
despite-e rağmen

Kullanım Notu:Edat: isim öbeği veya -ing yapısı alabilir; despite of kullanılmaz.

Örnek Cümle:"Despite the delay, the visitors stayed for the presentation."

Listeyi görevine göre oku: fiillerde cümlenin neyi ileri sürdüğünü, isimlerde neyin konu olduğunu, sıfatlarda kapsam ve dereceyi kontrol et. Son gruptaki zarfları, bağlaçları ve edatı tek bir sözcük türü sanma. Her öğenin kullanım notu bu ayrımı belirtir.

Üç özgün soru: cümle hangi bilgiyi veriyor?

1. Maintain bir görüşü bildirebilir

The author maintains that the policy should remain unchanged, although the report lists several objections to it.

Burada maintains ne anlama gelir?

  • A) Repairs the physical equipment used in the office.
  • B) Withdraws the policy immediately.
  • C) Continues to argue that the policy should stay as it is.
  • D) Proves that nobody objects to the policy.
  • E) Admits that the policy has already been cancelled.

Cevap: C. Maintains that yazarın görüşünü savunduğunu bildirir. A sözcüğün bakım/sürdürme alanından yanlış bir nesne ekler; cümle ekipmanla ilgili değil. B ve E politikanın kaldırılmasını anlatır, görüş bunun tersidir. D hem bir görüşü kanıta dönüştürür hem rapordaki itirazları yok sayar.

Kartına iki karşılaştırma yaz: The staff maintain the equipment ekipmanı işler durumda tutmak; The staff maintain that the equipment is adequate ekipmanın yeterli olduğu görüşünü savunmak. İkinci cümle ekipmanın yeterliliğini tek başına doğrulamaz. Nesne ile that yan cümlesi kullanımını ayırmak, yalnız “maintain = sürdürmek” kartından daha fazla bilgi verir.

2. Capable yetenek verir, gerçekleşme garantisi vermez

The device is capable of operating without a network connection, but the instructions recommend connecting it for updates.

Hangi seçenek anlamı korur?

  • A) The device always operates without a connection.
  • B) The device can operate offline, although a connection is recommended for updates.
  • C) The device cannot operate unless it is connected.
  • D) The device will never need an update.
  • E) An update is guaranteed every time the device is connected.

Cevap: B. Capable of operating çalışma yeteneğini bildirir; ikinci bölüm güncellemeler için bağlantı önerisini ekler. A yapabilmeyi “her zaman yapar” biçiminde kesinleştirir. C çevrimdışı çalışma yeteneğini reddeder. D güncellemeyi gereksiz sayar. E bağlantı kurulduğunda kesin güncelleme olacağını ekler; metinde bu yoktur.

Available kullanıma açık olmayı anlatabilir; capable neyi yapabildiğini anlatır. The room is available on Friday odanın cuma kullanılabileceğini söyler. Buraya capable on Friday koymak aynı anlamı veya yapıyı kurmaz. Yakın Türkçe çağrışımı olan sözcükleri otomatik eş anlam sayma.

3. Relatively için karşılaştırma ölçütünü bul

In this fictional example, the new process takes twenty minutes instead of ninety. It is relatively quick compared with the old process, but it still exceeds the ten-minute limit for urgent requests.

Hangi yorum desteklenir?

  • A) The new process meets the limit for urgent requests.
  • B) The old process takes only ten minutes.
  • C) The new process takes longer than the old one.
  • D) Every request can now be completed within ten minutes.
  • E) The new process is quicker than the old one but still misses the urgent-request limit.

Cevap: E. Relatively quick eski sürece göre hızlı demektir. Ancak yirmi dakika, verilen on dakikalık sınırı aşıyor. A ve D ikinci bilgiyle çelişir. B eski süreyi doksandan ona değiştirir. C azalmanın yönünü tersine çevirir. Sayılar kurgusal örnek içindir; kelimeyi kıyas tabanıyla birlikte okumayı gösterir.

Considerably shorter değişimin büyüklüğünü niteleyebilir; relatively short başka bir ölçüte göre kısa olmayı anlatır. İkisini bütün cümlelerde yer değiştirilebilir sözcükler olarak öğrenme. Kartına “neye göre?” sorusunu ekle.

Anlam yakın olsa da yapı aynı olmayabilir

Despite the delay, the presentation continued.

Although the presentation was delayed, it continued.

İki cümlede karşıtlık korunuyor, ancak ilkinde despite + isim öbeği, ikincisinde although + özne/yüklem var. Despite it was delayed ve despite of the delay bu yapıların doğru karşılığı değildir. Despite the fact that it was delayed gibi bir isim öbeği üzerinden yan cümle eklemek mümkündür. Birliktelik öğrenirken yalnız Türkçe anlamı değil, ardından gelen yapıyı da kaydet.

Bu listeyi kişisel çalışma kaydına bağla

Bir oturumda bütün listeyi bitirmek yerine denemende karıştırdığın bir kullanımı seç. “Kelimeyi bilmiyorum” notunu ayrıntılandır: anlamı mı, sözcük türü mü, capable → always gibi fazladan kesinlik mi? Yeni örnekte aynı ayrımı açıklayarak kontrol et; eski cümlenin çevirisini ezberlemekle yeni cümleyi anlamayı ayrı tut.

Liste seçimi ve tekrar sırası için kelime listesi çalışma rehberi, kart oluşturma için bağlamla kelime çalışma örnekleri farklı görevler sunar. Sözcük gruplarının akademik iddiayı nasıl değiştirdiğini karşılaştırmak için akademik kelime rehberine geçebilirsin. Resmi sınav bağlamını kontrol etmek için YDS çıkmış sorular arşivini kullan.

Vocabulary Checker 22 sözcüklük örnek listeyle metin eşleşmesi gösterir; bu 40 öğenin tümünü veya bütün akademik kelimeleri kapsadığını varsayma. Bir kısa çalışma setinin sonucundan genel kelime seviyesi çıkarma.

Kullanım kaynakları

Maintain fiilinin sürdürme/iddia anlamları için Cambridge Dictionary, karşılaştırma için relatively maddesi, yapı farkı için despite ve in spite of rehberi kullanıldı. Cümleler ve sorular bu kaynaklardan kopyalanmadı.

Sık sorulan sorular

Bu liste en sık çıkan kırk sözcük mü?

Hayır. Kullanım farkları için seçilmiş kırk kelime ve yapı var; resmi sınav sıklığı sayımı veya kesin soru tahmini yok.

Listedeki bütün öğeler kelime mi, bağlaç mı?

Fiil, isim, sıfat, zarf, bağlaç ve edat örnekleri birlikte bulunuyor. Son grubu bütünüyle bağlaç sayma; her kullanım notunu kontrol et.

Kelimeyi bildiğim halde neden soruda yanılabilirim?

Yapı, kapsam veya iddia değişmiş olabilir. Üç örnekte savunma ile kanıtı, yapabilme ile gerçekleşmeyi ve göreli hız ile sınırı karıştırmak farklı hatalardır.

Çalışmanı uygulamaya geçir

Bir kelimenin yalnızca Türkçe karşılığını bilmek yeterli değildir. Örnek cümledeki anlamını, birlikte kullanıldığı kalıpları ve yakın anlamlı kelimelerden farkını da kaydet.

Bu Yazıyla Birlikte Kullanabileceğin Araçlar

Benzer Rehberler